logo

Gökyüzü Koşarken

Yunus Karadağ

Yunus Karadağ’ın ilk kitabı Gökyüzü Koşarken Muhit Kitap’tan çıktı. 1991 doğumlu şairi, İbrahim Tenekeci’nin genel yayın yönetmenliğinde doksan yedi sayı yayımlanan İtibar dergisinden tanıyoruz. Görüldüğü gibi İtibar genç şiirin nabzını tutan, geleceğin şiirinin yönünü çizmekte mesuliyet yüklenmiş bir dergi olmuştur. Dergicilik genelinde, İbrahim Tenekeci özelinde, şiirde bu inşa süreci yoluna Kırklar’dan itibaren Muhit’le devam ediyor. Her dergi ortak mizaç ve anlayışa sahip insanları bir araya getiren bir mahfil ve muhittir. Dergilerden oluşan eserler edebiyata büyük katkı sağlar. Şiir adına, şiir odaklı her arayışın, girişimin, faaliyetin şiire katkı sağlayacağını söylemeye bile gerek yok.

 

Delirmeden çıkılmaz bu yola

Her yanından su alan gemilerimle

Buradan nasıl geçemeyeceğimi

Ne yapsam geçemeyeceğimi

Dur durak bilmeden geçemeyeceğimi

Sana defalarca yenilmek istiyorum.

 

Yunus Karadağ’ın şiiri su gibi akıyor, takıldığı yerler hayatın zorlukları karşısındaki acziyetimiz. Konuşmaya başladığı yerde somutlaşıyor ve sesi gür çıkıyor. Fakat mizaç ve tavır itibarıyla derinden ve sessizce akan bir şiirle karşı karşıyayız. İtirazı var şairin. Aşka, hayata karşı bir duruşu, tavır alışı var. “Bir kavgaya karışmadan ölmemeli hiç kimse ”, “Ben bakınca çürüyor bir çiçek” mısralarıyla güçlü bir özne olduğunu görüyoruz şairin. Bilmediği, kaybolduğu, yokluğa büründüğü mısralarda “Düşerken / incitmemek için / Hiçbir dala tutunmuyorum” şiiri kişisel bir anlatıma dönüyor ve sorular sorunlarla birlikte düğümleniyor. Bu anlamda Gökyüzü Koşarken’deki şiirler güçlü bir sesi barındırıyor.  Süreci ben de herkes gibi merak ediyorum. İkinci kitaba gidene kadar şairin genel bir şiir tavrından bahsetmek zor. Fakat Yunus Karadağ’ın Türk şiiri adına söyleyecekleri yeni başlıyor gibi.



Tuba Kaplan